çaldıran’ın yolları taştan

çok sevgili iki arkadaşım van-çaldıran’da görev yapıyor.bugün ziyaretlerine gittim kendilerini.
bulunduğum ilçeden çaldıran’a ulaşmak için önce doğubayazıt’a gitmem gerekiyor. doğubayazıt 45 dakika, çaldıran 1 saat. güzel.
doğubayazıt minübüsüne saat 9’da bindim lakin 9.30 olduğunda bile araç hala hareket etmemişti. burda öyle saat usulü vs yok kardeşim, minübüs dolar gidersin. ben geçen yıl bu konuda boyumun ölçüsünü aldım, hayatta laf etmem düzene, kuzu kuzu beklerim minübüs dolsun diye. o olayı da bir gün anlatırım, apayrı bir macera.
evet burda vakit çok bol. herşey aheste aheste ilerliyor, hatta ilerlemiyor; zaman donmuş gibi, medeniyete, insana şuna buna dair herşey yüzyıl öncesine dair.hayır hislenmeyelim; keestiiikkkk.
bunları neden anlatıyorum ki, bahsedeceğim asıl meseleye geleyim de gülelim memleketin ağlanacak haline, heyy yavruumm…
efendim sevgili çaldıran’da görev yapan arkadaşlarım anlattılar, çaldıran ilçesinin “tekesuyu” mezrasına bir delikanlı öğretmen kardeşimizi atamış yüce devletimiz. buraya kadar herşeeeeyy güzel, şahane vs…
şimdi bomba haberrr, söz konusu mezrada okul yokmuş efendimmmmm. evet evet yanlış okumadınız. tekesuyu mezrasında bu öğretmen kardeşimizin görev yapacağı bir okul inşa etmeyi unutmuşlar.
daha güzeli, görev yapacağı köyde okul olmadığını milli eğitim müdürlüğüne bildiren bu öğretmen kardeşimize (asla alay yok, gayet ciddi bir biçimde teklif etmişler bunu) “hocam size bir kepçe tahsis edelim, inşa edin şu okulu” demişler.
ne diyelim, inşallah inşaatın kumundan çimentosundan çalmaz.
bir de şunu düşündüm; eğitim fakültelerinde kepçe operatörlüğü için de mi ders veriliyodu, ben fakültedeyken bişiyleri kaçırmışım ama tanrım neyi?