Yer yönünden yerinden yönetim kuruluşları

Sen Sezen Aksu dinle anası belli babası yüzelli tıriyci çocuğu.

-Tire; sevdim mi nefret mi ettim anlamadım. Nefret yerine itiraf edeyim; pek sevdim. İnsan sevdiği bir şey tarafından püskürtülüp de ondan mahrum kalınca ‘ayamannefretediyorum’ suyuna akar ya, ben de öyle akıyorum o tarafa, sen yoluma bent oldukça ben de nefret etmek diyorum.

-Şirince; bi bok yok yea! İşte -teyzenin hamurunu ayakla yoğurduğu- gözlemesi var, şarabı iyi kusturuyor, (o son vişneyi -sensiz- içmeyecektim) şeftali bahçesine dalıyorsun etrafta kimse yok.

-Efes; ben gittim bi bok yok orda ya! Böyle beşyüzderece sıcak aksediyor mermerlerden  kolundaki bilekliklere. Takma o yüzden giderken. Ben gitmedim.

-Kuşadası; bi bok var ki gidelim dedi galiba. Gittik. Ağlayasım var. Güzelliği benim salak kafamın mevhumu idi belki de.

-İstanbul; şehirle bir alakası yok. İlki güzel.

-Gökova; bi bok yok yea! Salak Gökova. Mal butik oteller. Her yerde var o kum.

-Rize; gökyüzü yok. Salaklar sizi.

-İzmir; unuturum elbet

-Ankara; o kadar bi bok yok ki, gitmem bile oraya.

-Mutfak; olup bitenlerde samimi olmuş olsaydım kutsal ilan edilebilirdi burası. Çok bok var aslında içinde. Bütün yaz orada yaşanabilir bira ve Tansaş olursa.

Bir gün keyfim çatarsa belki yine gelirim. Keyfim çatık aslında, bakma dediğime.

Bir liseli kızın gizli güncesi oldum adeta. Kendime tüm teveccühüm. (küfürlüiçerik)

Bence yepyeni bir koku hafızası oluşturayım kendime. (bunu açalım lütfen bir ara, yardım edin-hatırlatın)

Bence ben belamı arıyorum.

Bence rahat benim asil popoma batıyor.

Bence ben arsız köpeğinin müseccel haliyim.

Piysiy; Aslında farkediyorum ki, benim için önemli olan sen değilsin. Sadece birinin var olmasıyla ilgili bir oyalanma. Başka biri de olabilirdi, oldu, olacak. İşte bu yüzünden arsız köpeğinin tekiyim.