“onu da öldürücez hocam!”

“doğuya dair felan” demiştim ya başlarken, bunu da anlatmadan doğuya dair felan diyemem herhalde, buyrun:

geçen yıl sonunda  bizim köyün muhtarı “hocalarım bugün bize yemeğe davetlisiniz” dedi. Davete icabet etmesek olmaz tabi, karneleri dağıttık, yollandık muhtarcığımızın evine. Yemek gelene dek de hoş beş ediyorduk muhtar beyle. Laf yine döndü dolaştı bizim mezrada işlenen ve köyümüzün yolunda son bulan namus cinayeti meselesine geldi.bu öyle bir dehşetti ki uzun süre de konuşulacaktı, kuşkusuz. Olayı bir de size özetleyeyim, sonra yine bizim muhabbete dönüş yapacağım;

bizim köyün “get” mezrasından üç çocuk annesi bir hatun, kocası çalışmak için şehir dışına gittiği vakitlerde eve bir başka erkeği alıyormuş. Durum bir süre sonra komşular tarafından anlaşılmış, kadının kocasına haber verilmiş. kadın da başına gelecekleri bildiği için polise sığınmış. Sonra polisler kendisini ağrı merkezde bir kadın sığınma evine yerleştirmişler.bir müddet sonra kadının kocası ve ailesi buraya gelmişler. Adam “ben karımı seviyorum, affettim.” demiş. Bizim sığınma evindeki zeka küpleri de bunu yemişler, ya da yemiş gibi yapmışlar. Kadını teslim alan adamın ailesi mezrada kurulu kurmuş, kadına da cezayı biçmişler. Kulaklarını, burnunu, göğüslerini kesmişler. Cinsel organını dağlamışlar vs… sonra da öldüğünü zannederek bizim köy yolunun kenarına atmışlar. lakin kadın ölmemiş. Yoldan geçen bir minibüs şoförü kadını görmüş, yaşadığını fark etmiş ve kendisini aracına alarak hastaneye yetiştirmiş.vaka bu.

Biz bu meseleyi tartışırken kızmaya başladık muhtar beye, böyle bir vahşeti yapanlarla nasıl aynı yerde soluk alıyorduk, bunlar için hizmet ediyorduk vs. muhtar beyse savunuyordu: “hocalarım bu sadece o kadının dersi değildi. Bunu yapacak olan kadın varsa buralarda, onlara da ibret olsun diyeydi.” Savunması buydu kendisinin. “İbret vermek.”

Yemeği yedik, çaylar geldi. Aklıma kadının kocasını aldattığı adam düştü, ona ne  olmuştu acaba? sordum: “muhtar bey kadının eve aldığı adam ne oldu peki?” Bizim muhtar sakin adam, çayından bir yudum hüpletip kıtlama şekerinden de dişledi. Sonra çay bardağını da sehpaya bıraktı. Ve söyledi: “onu da, onu da öldürecez hocam!”