doxa*

“kadın aldatınca başka, erkek aldatınca başka bu toplumda!”. her yerde duyduğumuz söylem. içeriği ne anlatmaya çalışıyor? ne anlatmaya çalışıyor bilmek istiyor musunuz? hayır ben bunun üzerine düşünmeyeceğim, düşünenlerin de kurşuna dizilmesi gerektiğini savunuyorum. bu söylem artık kadını korumak amaçlı değil, aldatmayı erkek üzerinden meşrulaştırma çabasıdır: “sen de aldatıyon ama”. kadın da erkek de aldatamaz, öyle bi ayrıcalık kimseye verilmedi akıllı olun. erkeğe pozitif tutum sergileniyor biz kadınlar olarak buna karşı çıkıyoruz, buna eyvellahımız olmaz, en gerici tavrımızı buna koyarız. akıllı olun lan, ne dediğinizin farkında mısınız siz? aldatmayacaksın arkadaşım, bu konuda sizi herhangi bir hümanizma ile savunmayacağız, entelektüalizmi bunun için eğip bükmeyeceğiz, kadınlara da erkeklere de “aldatır abi” gibi nötr tavır sergilemeyeceğiz. sulhi bu söylemde ıskaladığın bir şey yok mu diye sakalınızı okşamayın, bu söylem yanlıştır, en son söylenecek şeydir, kadının ve erkeğin toplumsal rol dağılımını tartışabileceğimiz en son ve salak örnektir.

bu söylem şuna benziyor “senin anan bacın yok mu?”. e var, nedir yani?

kadınların toplumdaki yeri:
asdfjafjd. evet bu yeri size anlatıyorum. kadın doğurgan olduğuna göre, evcilleştirilmesi gereken canlıdır. kadının evcilleştirilmesi, sevgi ile olur. zorbalıkla kadınları evcilleştirmeyiniz. ha derseniz ki, nasıl bir sevgi bu? bu sevgi: aşk değil, vurgun yeme değil, seksüel paylaşım değil bizzat bunların dışında “üretim”dir. nedir bu üretim? bu üretim, doğurmaktır. yeni bir birey dünyaya getirmenin sevgisidir. nihai amaç, yönelim, sonuç, çocuktur. bunun üzerine tartışılamaz. bu üretim, siyaseten doğru değil, doğasına uygun olarak doğrudur. o halde kadınları evcilleştirmek zorundayız, afsdjfas, onlar kendileri de evcilleşmek zorundalar. biz binaları, gökdelenleri, okulları, hastaneleri aşk sevgi seks için mi diktik sanıyorsunuz? bunca sanatsal birikim birtakım insanların estetik algısından mı türedi sanıyorsunuz? parklara bahçelere yaşlıları iyi hissettirmek için mi önem verdik sanıyorsunuz? her şey gelecek nesiller için, biz geçip gidiciyiz, afedersiniz. sanıyor musunuz ki bunca felsefe, bilim, teknik, national geografic “biz neden varız?” diye ilerletildi, yahu varlığın sırrına ulaşmak için yaptıklarımız az biraz beyin cimnastiğinden ibaret; tek yaptığımız gelecek nesillere esenlikli bir dünya bırakmak. sen manyak çevreci, dünyanın geleceği için kendini ateşe atarken seni itekleyen “dünya sevgisi miydi? -beat ibneler-” değildi, neydi? lan çocuk be çocuk sevgisiydi. efendim işte aşkı bulacağım ben, nereye buluyorsun? hmm? bulduğunda yapacağın ilk iş ne olacak? mutlu olacağım ehehe. salak. yapacağın en önemli iş, o aşkın meyvesi; çocuk. pırıl pırıl, delikanlı, metallicahacı bir çocuk, megadeth de dinleyebilir, bakarsın leonard cohen dinler. bunlar olur.

kadının yeri, kocasının yanı değil, çocuğunun yanıdır; kocanın yeri pavyon, şirket değil, çocuğunun yanıdır. mutluluk “şu anda çok iyi hissediyorum” değil, “çocuğum şu anda çok iyi hissediyor”dur. asdfjasfdsadfafdasfdjasf.

bazen geliyorsunuz bir takım doxalarla, ya aşkı arıyorum, aydınlanmak istiyorum, ya işte varlığımı arıyorum, ya işte ben çok sıradışı yaşamanın yollarını arıyorum, eyvellah, hepiniz haklısınız. nihai amacınız nedir puştlar? nedir ha? çocuk. ya ben bu dünyaya çocuk getirmem ühühühü, o zaman sen de git, pis. sen neden gitmiyorsun başkalarının gelmemesi gereken dünyadan? kalırsın öyle, marjinal salak.

ya şu çocuk işine girelim, yaş geçmeden. bak bu iş çok mühim, ölmeden önce yapılması gereken listesinde zirve. yapmadan ölmeyelim, yaparsak da en güzelini yapmaya gayret edelim, biz ne eylersek güzel eyleriz sanırım.

*