sinirlerim gerildi en iyisi biraz nemlendirici süreyim

ne anlatayım ya?
işte iş güç, soğuk sıcak filan derken kasım oldu. KASIM. millet kasım kasım kasılıyor. görünce gözlerim doluyor biliyor musun? nereden bileceksin gözlerimi gördüğün mü var. zaten gözlerime baktığın mı var ki gözlerimi göreceksin. ha? işte cevabın da yok. zaten bir ağzın yok ki cevap verebilesin, hoş bir ağzın olsa da bir beynin yok ki düşünebilesin de cevap verebilesin. diy mi? hala soru soruyorum sanki yanıtlayabilecekmişsin gibi. ilahi ben! ilahi ben ama ben ilahi dinlemem bilmiyor musun? çünkü arapçam yok ya da farsçam ya da anlayabilmek için gerekli olan o bilumum dillerden biri. ha sen şimdi çok biliyorsun ya türkçe olanları da var diyeceksin ama bilmediğin bir şey var senin, ukalalık etmek istemem ama ben genellikle türkçe şeyler dinlemiyorum be dostum. ha hiç mi dinlemiyorum? yoo mecburen dinlediğim SHOW RADYO var mesela ofiste. böyle kusturana kadar aynı TÜRKÇE POP parçaları çalıyorlar mesela. üçşarkıdabir başa dönüyoruz ve hepsi zaten sikko olduğundan kendimi karşıdaki hastaneye filan kaldırasım geliyor ama işte domuz gribi en çok hastanelerde kol geziyormuş o yüzden biraz tırsıyorum. sonra anlıyorum ki tırsıklığın domuza çaresi yok ve millet dışarda filan maskeyle geziyor o zaman diyorum ki ne saçma insanlar var bu memlekette. ulan biz niye kendimizi eve kapatalım ya da böyle manyak gibi maskeli balo filan düzenleyelim, hasta olanlar sokağa çıkmasın ulan! kendinize mukayyet olun. zaten hava soğuk donuna kadar donduruyor adamı, bir de hasta halinizle o pigletli virüslerinize takmışsınız tasmayı gezdiriyorsunuz. yapmayın! yazıktır günahtır. bizi düşünün biraz da be, bu ne bencilliktir. etrafta bu kadar lagaluga varken ben ne yapayım sen söyle? hi solips. anlat ya? dedin anlattık işte. üzgünüm dostum ama sen kaşındın.