kıymaya ağıt

şu hayatta onca şey gördüm ben. keder de gördüm, neşe de.. herkes gibi. çok defa güldüğüm, güldürdüğüm gibi öte tarafımda bir o kadar acılarımla yoğruldum. kendi karanlık ormanımda çırılçıplak at sürdüm. bu yıllanmışlık, yaşanmışlığın sonucunda, bana acı nedir diye sorsaydınız, size verebileceğim  körü körüne inandığım bir kaç cevap, daha keskin bir kaç cümle vardı.

ancak artık yok. ben yanılmışım dostlarım.  fazla kesin hükümlere varmış, haddinden fazla keskin davranmışım.  bilememişim. acı görmek mi istiyorsunuz, beni dinleyin;

geçen gece hoparlörün fişini takıcam diye, buzdolabınınkini çekmiştim. nasıl çekmek ama? öyle bir çekmek görülmemiştir. ben onu 2 gün unutmuşum sonra. dolaptaki kıymalarım bozulmuş : ((((((((((((

bir memur çocuğu olarak, küçükken, bisikletimin 2 saat çalınmasından sonra yaşadığım en büyük ızdırabı, en büyük acıyı yaşadım konsantre olarak.  tanrı daha büyüğünü göstermesin. dostlar sağolsun……