domuz gribi ters köşeye yatırsın beni, amin!

Vallahi şu domuz gribinden ölmezsem bile derdinden yataklara düşücem, yakındır. Ne menem bir şeymiş bu? Çocukların dilinde domuz gribi, milletin dilinde domuz gribi. Mit leri çoğaldı bir de. Yok geri geri yürüyebilip de ileriye doğru yürüyememeler, olmadı koşabilmeler, yok bilmem ne köyünde hastalık varmış da söylenmiyormuşlar, yok şu yok bu. Offf.
Faranjitim var bir de, öğretmen hastalığı malum. Lakin hastalığın popülerliği beni de zanlı eyledi. Ben öksürdükçe çocuklar fısıldaşıyor. Vahlanıyorlar felan. Sonraaa enteresan diyaloglarımız var kelepir fiyata:
“örtmeniiimm”
“noldu canım?”
“fatmanın karnısı ağrıyomuş.”
“karnısı değil karnı, eee?”
“örtmenim galiba domuz gribi olmuşşş”
“haydaaa, yavrum o kadar anlattım ya, karın ağrıyınca domuz gribi mi olunuyormuş, alla alla??”
“örtmenim bence oldu.”
“lan!”
“tamam örtmenim.”

geçen gün de bütün köy öğretmenleri ve ilçe öğretmenleri YİBO nun yemekhanesinde toplandık (ilçenin her şeyi bu yemekhane, tiyatro gösterisi bile yapılıyor aayyt be!) bize domuz gribine dair bilgilendirme yapacaklarmış. 500 tane öğretmen hemhal olduk bu vesile ile. Domuz gribinden başlar en aşağı, sonrasını bilmem.

Velilere bilgilendirme için broşürler hazırlandı. Fotokopiledik dağıttık çocuklara, velilerin bu broşürü okuduklarına dair bir imzalarını da istedik, hani “günah bizden gitti” hesabı. Bunlar bir kaplan kesilsin. Belgeyi hiç okumadan “ben imza atmam!” demişler. Sebep ne? Bunu, aşılama için izin belgesi sanmışlar. “Haydaaa” dedim ama vallahi işe yaramadı, inat ettiler. okula da gelmiyorlar köye uzak diye, belki o vakit ikna ederdik onları. bizim samsunlu imam tayin oldu gitti, olsaydı kendileri, camiden ilan verdirirdik, “elimiz ayağımız hoparlörümüz!”

çocuklara birer paket kağıt mendil aldırdık, yanlarında bulundurmalarını zorunlu tuttuk. Kıyıp da öksürürken ağızlarına tutmuyorlar mendili. Kar yağdı, havalar soğudu, yani “soğuklar ve sümükler.”
Beni bu soğuk havalar mahvetti, böyle bir havada istifa ettim.. ne diyorum ben yahu?