kazayla bir intihar pratiği: yüz ölümlerimiz

her intiharda biraz kaza süsü vardır. her intihar bir yerinden feci şekilde süslüdür zaten. “istemezdim” iziyle bir derkenardır, ölümden çıkma anında çektirdiği fotograftaki yüz ölümü, gidenin. önce yüzleri ölür insanların. önce kendisinden gider, ve kendisini seyrederken, topluluğun fazlasıyla içerisinden yadırgar kendisini. yüzü ölür insanların. önce yüzleri ölümlüdür. günde bilmem kaç kez ölür yüzlerimiz. başkalarının aymazlığında, başkalarının kendisiyle bir olmak adına sarsılmaz tutarlılığında, o yaşayabilmek işinin profesyonel bütün temsillerinde bozdurduğumuz ifadelerin, rehin bıraktığımız edaların, telafisini imkansız kılacak kadar, mümkünlerimizden kaydı düşülünceye kadar, derinleşir olamadığımız insanlara dair hafızalarımız. birer birer ölür yüzlerimiz. denediğimiz son yüzle, işte o fotografta, kişisel tarihimize bir daha asla sıhhatle bakılamasın için, bir süs, bir kerte bırakırız. bize dair herşey oradan başlar. bize dair bütün hatıraları hunharca iğfal eder ve gideriz. bir ihtimal kapısı, bir firar kaportası, bir kaza anı opsiyonu bırakarak, mesela ebeveynlerimizin yüzlerinde evladın murdarlığınca derinleşen ölmeler olmasın isteyebiliriz.

gerçi bilinir, “kazara olmaz bir intihar.” lakin, kazara birisi olunabilir. o vakit kazasıdır ölüm, vaktinde yaşanamamış ömrün.

ve bilen bilir,

birisi olunamasa bile, birisi ölünebilir. hani ipler bir kereliğine de olsa, kendi ellerinde olabilsin diye, katil maktulden hakkını böylece alabilir.