bahçeli sahaf’ın dondurucu bakışları

-bu maket bıcağı. bu zımpara. bu da uhu. bunlarla ikinci el kitapları elden geçiriyorum. istersen göstereyim (bakayım abi). zımparayla kitabı tıraşlıyoruz. evet. gördüğün gibi sayfa kenarları düzeldi (oha olaya bak). bu maket bıçağıyla da kitabın cildinde oluşan hasarları iyice belirliyoruz. mesela azıcık açılıyor, kitabın kapağı ucundan açılıyor. orayı azıcık daha maket bıçağı ile açıyoruz. uhu. evet uhuyla orayı, uhuyu taşırmadan, yedirerek yapıştırıyoruz. al sana birinci el gibi görünen, ikinci el kitap. fiyatı da 15 lira. bazıları o kadar iğrenç kullanıyor ki kitabı düzeltemiyorsun (ben de öyle kullanıyorum, söylesem mi?).
-bir şeyler yapamaz mısınız?
-bu kitabın orjinali 25-30 lira.
-26 lira, %20 indirimle 21 liraya falan alınabiliyor.
-heh bak, olmaz yani. zaten günde 10-15 tane satılan kitap değil, bulduğuna şükretmelisin (kime?).
-yani olmaz diyorsun.
-olmaz demiyorum, izah ediyorum (yaraladın beni hain!)
-alıyorum, felsefe kitapları var mı?
-aşağıda ayrı bir reyon var, bakabilirsin (reyon mu? praktiker’deki gibi yani, yüzü tıraşlı orta yaşlı abilerin alış-veriş arabasıyla gezindiği yer. söylesem mi bunu da? hahaha).
-tamam ben bunu alıyorum, onlara da sonra bakarım.
-al bu da ayraç, üzerinde adresimiz falan var. telefon numaramız da var. istediğin bir şey olursa ararsın (beraber takılalım mı? sakalın olmasa takılırdık neden olmasın?)
-iyi günler.