reklam kokan şeyler bunlar

eti’nin form ürünlerini sevmiyorum. bazıbazen yiyorum ama sevmiyorum. sevmem için bir sebep de bulamıyorum. öyle yiyorum. öylesine sindiriyorum. öylesine sindirmek ne garip. lifler var içinde. midemizde lifler çokçok olursa daha iyi sindiriyoruz mesela. lifler bir araya gelerek lifliflifliflif oluyorlar ve midemizde bir bayram havası oluyor. şişip inmesinden anlıyorum. siz anlamamış olabilirsiniz ama.. sonra eti’nin ürünlerine bakıyorum bir: içlerinde güzelleri var, çirkinleri var, tatlıları var, tuzluluları var. tatsız tuzsuzları da var. onlar bir aile ayırmak bana yakışmaz. sonra gidip alıyorum bazıbazen. yiyorum. yiyoruz. elmalı tarçınlı var mesela. karnımızı kandırıyoruz al sana elmalı kurabiye diye. ama o sandığımızdan akıllı ki diyor bize: sen öyle san küçük aptal! bunu ye sonra inanmadığım için gerçek elmalı kurabiye de yedircem sana. hah.hah.hah. ben duyuyorum. üzülüyorum bunları duyunca. karnımı mutlu edemiyorum demek ki bazenbazı. öylesine saçmalıyorum. öylesine yaptığım şeylerden biri daha işte. al. gerçekleri ye. kolay sindirmek için aralarına liflifliflif koy. vitamine bandır. kepek serpiştir üstüne. kalorilerini cımbızla ayıkla. proteinlerini pohpohla. sonra ye. karnını mutlu et. eti’yi mutlu et. bakkalı mutlu et. mutlu et, mutlu ol. mutluluğa can gelsin.

haa: diyet yaptığımdan değil. ama mısır ve pirinç patlağı şeysi hakikaten güzel. bir de elmalı olan eti’nin değil, mavi-yeşil’in (ülker)miş.