Updates from Jilet Yiyen Kız Toggle Comment Threads | Tuş takımı kısayolları

  • Jilet Yiyen Kız 23:20 on 31 Oct 2009 Kalıcı Bağlantı | Cevapla
    Tags: aile, Düğünümüz Var, gelin, kaynana, kestane, müjde ar, mehtap ar, muz, Semra Kaynana   

    Gelin Kaynana ve Ben 

    Sağ çaprazımda bir gelin ve bir kaynana köşe koltukta yanyana uzanmış (hatta kaynananın ayakları hemen yanımda) içinde 13.500 TL’lik mantoların yer aldığı, “100 TL’nin Altında Tasarruflu Takılar” gibi bir başlığa sahip yazıyı içeren abuk bir dergi okuyorlar. Az önce incik ne diye sordu gelin, kaynana bir şeyler dedi. Gülüyorlar, şakalaşıyorlar, espriler falan gırla gidiyor.  Böyle gelin-kaynanaları görmek istiyoruz artık.

    Kanalturk’te Düğünümüz Var diye bir program başlamış, amacının ne olduğunu tam anlayamadım ama bir kaç gün boyunca evlenecek bir çiftin düğün hazırlıklarını efendime söyleyeyim iki tarafın aile bireylerinin birbirlerinin arkasından söylediklerini yayınlıyorlar. Çok nezih bir program olmuş. Hep beraber sadece bu programı izleyelim.

    Bizim gelin ve kaynana, Mehtap Ar’ın estetik yaptırmasından bahsediyorlardı ki muzlara geçtiler, kaynana biz de gidip bir muz ağacı mı edinsek diye söylendi, şimdi kestaneleri beğendiğini dile getirdi. Oha çok eğleniyorum bunların arasında, doğal ortamlarında izliyorum onları. Ha bu arada ben bu aile ağacının neresinde mi yer alıyorum? Tabii ki en üstünde zira ben aile reisiyim, sevgiler.

    Dipnot: Kaynana, uçaktan ölümüne korkuyor, gelin çok rahat bu konuda.

    Dipnot 2: Dipnot birleşik yazılmıyordu di mi lan?

    Dipnot 3: Sevgiyle kalınız.

    Dipnot 4:Düzeltme. Dipnot birleşik yazılıyormuş, Kese’ye teşekkürler.

     
  • Jilet Yiyen Kız 22:46 on 25 Oct 2009 Kalıcı Bağlantı | Cevapla
    Tags: adam, ah, alexander rybak, asker hikayeleri, aşk hikayeleri, çok, barrack obama, büyük, , bir, düm tek tek, derdi, , eurovision, fairytale, futbol, gebelik testi, haberler, hamilelik, , kaka, keder, komik hikayeler, magazin, olan, selami şahin, , yiğit özgür   

    Çok Büyük Bir Derdi Olan Adam #1 

    Çok büyük bir derdi olan adam o sabah yatağından çıkıp da şöyle bir dışarıya göz attığında bir anda kederlenivermişti, aklından önceki gece yaşadığı tüm o şeyler geçti ve ufka daldı… Melankoli, hüzün falan. Sonra kahvaltı için Köşem Dürüm’den 2 Adana söyledi, bol acılı, Adanalar gelince hemen yedi ve ayran içti.

    Telefon acı acı çaldı. Yok yok acı değil normal bir şekilde çaldı beybiboy yu sıtey on may mayynd fulfil may fenteziii şeklinde sözlere sahip melodi kulaklarını doldururken, telefonu yanıtladı. Dün gece barda tanıştığı esmer hatun Kimbırli arıyordu, hemen doğruldu, Kimbırli onu evine davet etmişti.

    Çok büyük bir derdi olan adam Kimbırli’ye gidip kendisi için hazırlanan kahvaltı sofrasını görünce şaşırdı, yiyemezdi çünkü çok büyük bir derdi vardı, ürperdi, Kim, ısrar etti , elleriyle yedirdi adamı… Ve işte tam o anda çok büyük bir derdi olan adamın bağırsaklarında dalgalanmalar başladı, işte geliyordu, ürperdi, zaten adam sürekli ürperiyor idi. Kimbırli’nin uzattığı sigarayı içmeye başlamasıyla bağırsaklar daha hızlı dalgalanır olmuştu, kıçını içeri doğru büküp duruyordu, uca gelmesin kaka, aman pırtlamayayım diye; fakat sigaradan çektiği her nefes, kendini sıkmaktan terleyen alnında bir damlacık oluyordu.

    Kimbırli, sıcak oldu ben üstümü değiştireyim, diyerek odasına yöneldi, az sonra olacaklar aşikardı: pompiş… Ama tam öncesinde bu olmamalıydı… Yine kederlendi adam ve göz ucuyla koridora baktı, sonra kalktı, başka çaresi yoktu. Tuvalete girdi ve bütün ihtişamıyla çıkarttı o bağırsak düşmanı melun kakayı… Tam da beklediği gibi sifonu çektiği halde gitmedi kaka, öylece durup durdu suyun içinde, öyle mağrur, öyle asi, öyle müşkülpesentti ki… Adam biliyordu ne yaparsa yapsın gitmeyecekti oradan; çünkü hep böyle yapıyordu, o kadar kalındı ki parçalara bölünmeden gitmesi her defasında dünyanın en zor işi oluyordu…

    İşte yine süt gibi, cillop gibi hatunu, kırmızı seksi geceliğiyle (yani tam da görememişti ama muhtemelen öyledir, genelde öyle olurdu) odasında ve sevgili kakasını da tuvalette bırakıp hızla uzaklaştı, çok büyük bir derdi olan adamın derdinin dermanı asla bulunamayacaktı, bilimadamlarına telefon etmesi gerektiğini düşündü ve bir taksiye atladı…

     
    • çok büyük bir derdi olan adamın derdi 02:28 on 26 Eki 2009 Kalıcı Bağlantı | Cevapla

      bir ‘yığın’ gibi hareket eden kitlelerde oluyor bu muhalifleşmeler. ama oluyor diyip de geçecek değilim. gayet basit, yoz, hiç bir derdi ve içeriği olmayan salt ironi ile hareket eden ve misal devrimden ziyade devirmekten bahseden bir konumlanış; ucuz, pespaye bir şey bu. siyasetinden edebiyatına kadar her alanda da var. işte neblim aynı tarz kalıplar inşaa ediliyor, benzer meta-laştırıcı ögeler kullanılıyor falan… burada muhalif, düzenin ya da düzenli olanın eleştirisinde takıntılı hale mi geliyor acaba? yani varolan ile arasındaki ilişkiye mahreçli olan özündeki o duruşu, kontr havaya fazla kapılmasına mı neden oluyor? benim fikrim evet yönünde: derdini anlatış şekli; sesinin çıkmayışına, kendi X’inin varlık sahasında belirmeyişine biraz da muhalefetteki düşünceye benzer “ezilmiş bir varoluşla” ironi yüklü istihzanın gölgesinde dövüşmesine, dolayısıyla da kaçınılmaz bir şekilde içeriğin(?) kaybolmasına sebep oluyor sanki.

      bu tarz eleştiriden nasıl bir kuramsal, fikirsel muhteva bekliyorsunuz merak ediyorum. hayır yaptğınız eleştiri bağlamı da yok ediyor. yani bunu bir fikre, tarza ne bileyim usluba, akıma istinaden yazıyor çiziyor veya söylüyorsunuz da siz isnad ettiğinize karşılık tam olarak ne söylemiş oluyorsunuz? bağlam nereye götürüyor bizi? onu da diyin ben de rahat ediyim.

    • çiçek 07:10 on 26 Eki 2009 Kalıcı Bağlantı | Cevapla

      ilginç

    • Jilet Yiyen Kız 09:59 on 26 Eki 2009 Kalıcı Bağlantı | Cevapla

      sadşkjaskdhaskdhsauhdaw9pueukshcmzhxjhcbzx, ulan iyi güldüm yaaa. sajdlskajdsakjdsadjsadjasldkjasknxczömnczxnczxmnc.
      siktir lan.lsdkmlasjmnzcbz

    • çok büyük bir derdi olan adamın derdi 11:22 on 26 Eki 2009 Kalıcı Bağlantı | Cevapla

      tartışırken pek sevdiğim bir yöntem değildir o yaptığın şey. ama yine de iştirak edeceğim için kusra bakmasın kimse.

      şimdi, itiraz esnasında tahkir ederken en azından bir içerik ortaya konulur, bir temel sunulur. o yazıyı okuduktan sonra böyle bir beklentiye de girmedim, yani şaşırtmadın beni zaten. ama ama tutarlı olmak da bir erdemdir di mi? sdflkjsdf bağlamsız hayatını sikeyim.

      ama şu var…sanırım ne yaptığını bilmiyorsun. ya da yazdığın şeye dair en ufak bir beklentin yok ki temas edebileceği noktalar hakkında bu kadar cahil olabiliyorsun. böyle bir şüphe de var içimde. şey diyorum yani bir şeyi düşünmek ile o şeyi düşündüğünü bilmek arasında hem fark vardır hem de fark yoktur. sadece birkaç nöron ateşlemesi kadar uzak veya yakınsındır bunlardan birine. şsdflkjsdf sorry.

      • sulhisaygili 15:09 on 26 Eki 2009 Kalıcı Bağlantı | Cevapla

        daha önce bu tarz yazıları ben de kaleme aldım asdfjasfd. yazdığım yazıya kendi yaptığım eleştiri “ya eğlendim ama sabaha kadar yazsam sonuçsuz kalacak” dedim ve kestim. sadece eğlendim, nöronlarıma antreman yaptırdım dedim. son dönemde yükselen trend bu, agresif eleştirellik -içinde küçümseme olanından-. tamam, bu yazı stili iyi bir antreman, vasati bir yazı stili.
        ayrıyeten bunu muhalif tavrın genel seyri olarak görmüyorum: muhalif tavır, muhalefet tarzı geçmişten günümüze artisleşme üzerine, bir aptal kültü yaratıp onun üzerine oynar. mesela örnek vereyim ikoncan’ların her hareketini eleştirip, ikoncan’ları aptal olarak gösteren, bunu yaparken de mizahı kullanan muhalefet, içerik olarak ikonların yaşayışını hor görür, fakat bunu mizahında detay olarak göstermez. en basit ifadeye yüklenir muhalefet “ikonlar aptaldır”. onların aptallıklarını içerik olarak sağlam bir mizahla da, içi boş mizahla da gösterebilir: adsfajadfa çünkü onlar aptaldır ve muhalefet bunu tartışmak zorunda değildir artık. aptallıkları bir kabuldür, bir başlangıç noktasıdır; bu kabulle ikonlara istediğin yerden vole çakabilirsin. sarışınlar örneğini de vereyim mi? asdfjasdfasfd. ya esasında eleştirdiğin şeyi anladım tam olarak da, kendi derdimi anlatamadım gibime geldi. garip hissiyatlar içindeyim.

    • çok büyük bir derdi olan adamın derdi 16:15 on 26 Eki 2009 Kalıcı Bağlantı | Cevapla

      bir efsane dolanır ya adı lazım değil bir ünlü hakkında. işte, bu ünlü ablamız ile erkeği sevişiyorlar. çok ateşliler. birbirlerine dair isteklerini arzularını ifade etmeye bedensel hareketleri yeterli olmamış olacak ablamız sevgilisinden sevişme esnasında kendisine küfretmesini istiyor. “küfret bana” diyor. adam şaşkın, afallıyor tabii. verdiği, verebildiği, verebileceği atraksiyonun etkisizliğine kafası takılmış olacak “ananı sikiyim” diyor. sdfşljfsdlksfd konu ile alakası yok ama kurabiliriz sanki sldfks ya da kursak iyi olurdu sdklfhjfsdkjhsdfsdffsdlkj

      sulhi’m saygılı’m önce sana kocaman bir eyvallah. jilet yiyen o enteresan karıdan sonra böyle bir cevap almak nispeten iyi geldi.

      öncelikle yorumumda muhalefetin genel olarak böyle bir seyri olduğunu söylemedim. daha çok bir arıza olarak söz ettim o “muhalefet” tavrından. nedir? işte merkez ya da anaakım bir şey vardır bu baskın olandır, popüler olandır, otoriter olandır vs. alanına göre bir sıfat bulunabilir ona. zamanla, post-modern zamanlar ile de gevşeyen uzamsal bir merkezcilikten ademi merkeziyetçi bir yönelime geçilmiştir. merkez çevresinde konumlanan çeşitli muhalifler bir nevi özerkleşerek kendi şeklini, içeriğini, çerçevesini oturtmuştur falan filan.

      ama bu devamlı “muhalif hal” kendisini sürekli olarak bir merkeze bağımlı kılar dolaylı yoldan da olsa. ve kendisini de oradan tanımlar. zira ürettiği tükettiği tek şey merkez, anaakım’dır. bundan bir yerleşik sonuç alamazsınız. egosantrik mastürbatif bir şeydir bu. ama bir o kadar da merkez dolayısıyla yasal olarak görülmezken kendi meşruiyetini de bulabilir. çok hızlı yayılıyor bir de bu tırttan tavır, durduramıyoruz. : ) jilet yiyen kız çapsızlığında olmasalar da daha bir şekilli karılar-herifler çıkıyor düşün. bunu da merkez karşıtlığı dolayısıyla daha özgürleşitrici bir alan olarak alıyorlar, öyle tanımlıyorlar. komik be abi. madem senin muhalifleşmen zoraki idi, bir zorunluktu ne oldu da şimdi onu özgürlük olarak lanse eder oldun? (jilet yiyen kızı konuşmaktan çoktan çıktık sanırım, atlamasın kendisi rica ediyorum) böyle bir tavırdan değişiklik değişim beklenebilir mi? kendisini merkezden tanımlayan ona mahkumdur, merkez değişir bunlar da değişir. seyyal bir karakter örgütlenmesi bu, sulhi’m saygılı’m. lütfen : ))

    • Bore 16:54 on 26 Eki 2009 Kalıcı Bağlantı | Cevapla

      wordpressi sansürleyen ttneti kışkışlarken wordpress te yazanı kışkışlamak paradoksundan sıyrılabilene aşk olsun!

  • Jilet Yiyen Kız 20:47 on 21 Oct 2009 Kalıcı Bağlantı | Cevapla
    Tags: , aşk üçgeni, baba evi, burçlar, dizi jenerik, dizi müzikleri, dizi yorumları, diziler, eda, ferda, fikret hakan, harun, konulu, melda, meteoroloji, mp3 dinle, süper baba, , serhan yavaş, sinem öztufan, tamirci çırağı, unutulmaz, video izle   

    Unutulmaz Adlı TV Dizisi 

    Şimdi sizler için mükemmel bir hizmet sunacağım sevgili dostlarım, bu hizmetimin adı: ” dizincel”. Dizi inceleme’nin kısaltması. Yapacağım şey basit, izlediğim ya da annem vasıtasıyla takip ettiğim ya da arada bir reklamını görüp de izlemesem de anladığım ve yahut arkadaşlarımın anlatıp anlatıp kafamı sikerttiği bazı dizileri inceleyip görüşlerimi ve diziler hakkında çok acayip spoylırları sizlerle paylaşacağım. Spoylır paylaşmaktaki amaç tamamen orrrospu çocukluğu, başka hiçbir kazancım yok.

    Bu haftaki dizimiz şu saatlerde Atv adlı özel bir TV kanalında yayınlanmakta olan Unutulmaz adlı Türk dizisi. Annemin kulakları birazcık zayıf olduğundan son ses evde adamların, kadınların feryatlarını duyuyoruz, sağolsun. Evet bu dizimizde başrolde bir zamanlar Emrah’ın son derece tırt dizilerinden biri olan Büyük Yalan’ın başrolündeki kızı görüyoruz, at gibi bir hatun, doğum falan yapmış, kilolar üzerinde kalmış biraz mankenmiş bir de herhalde boyu falan epey var yani ama çok çirkin bir karı. Ulan bir insan bir role bu kadar mı yakışmaz? Arkasından ne dolaplar dönüyor haberi yok, o tipe müstahak ama kimse kusura bakmasın şimdi. Neyse bu kızımızın adı Melda, bu Melda kaşarı son derece fakir, açlıktan mefesleri kokuyor bunların. Müstakil ve çük kadar bir evde yaşıyorlar, babası oto tamircisi. Annesi ev hanımı herhalde ama çok hüzünlü bir karı bu anneyi oynayan. Tahammülüm yok bu tip insanlara…

    Melda hanım kızımız fakir ama işini biliyor çalıştığı holdingin sahibinin oğlunu ayartmış kendine, sahibin oğlu da daha önce Fox Tv’de bir dizide oynamış (annemden duydum), adını hatırlamıyorum ama Tuba Ünsal ile başrolü paylaşmışlar. Neyse bu oğlancık zengin  böyle ayılar gibi… Babası Fikret Hakan, annesi de Baba Evi’nde şimdiki Yaprak Dökümü’nde baboş rolünde seyrettiğimiz Halil Ergün’ün karısını oynuyordu.  Bir de ablası var bu zengin pijonun, ha bu piçin adı Harun bu arada. Neyse bu Harun ve ablası Işıl’ın kendine ait sesleri yok, dünyanın en siktiriboktan ve en kendilerine yakışmayan sesleriyle yapılıyor dublajları. Dublajın allah belasını versin böyle şey mi olur? Dilsizi oynasalar daha çok prim yapacaklar şerefsizim.

    Her neyse, şimdi bu Harun, Melda’yı seviyor arada çakıyor falan, Melda fakir ama çok başarılı, herkes takdir ediyor falan, böyle yersiz, böyle tırt tırt kutlamalar oluyor falan… Yakında da isteyecekler kızı ailesinden. O arada Harun olacak deyyus yolda bir kıza su sıçratıyor arabasıyla sonra kızla kaynaşıyorlar falan , kıza adım Hakkı diyor, kızın adı da Eda işte. Bu Eda olacak küçük kaşarella da aşık oluyor bbu Hakkı’ya, acayip veresi geliyor, alıyor adamı gidiyor Ağva’ya, doğum günü aynı zamanda, Hakkı yani Harun buna bir kolye hediye ediyor ama o ne biçim bir kolyedir ya rebbi? Ulan o kadar paran var be amuğa goduğum git bari düzgün bir şey al valla 10 TL’ye alırım ben kolyeyi pazardan. Neyse orada Eda bu Hakkı’ya veriyor tabii, kaçar mı? Sonra Hakkı diyor yok arkadaş sen ve ben olamayız bilmem ne caz yapıyor o şekil… Ardından kız çöküşlerde böyle sürekli ağlıyor. Zaten dizi başladığından bu yana bu Eda olacak mini fahişenin ağlamadığı bölüm yok bıktım yahu, yeter! Her bölümde salya sümük, neden izliyorsun bok mu var diyeceksiniz? Evet, bok var!.. (: (gülüşmeler)

    Harun Hakkı, Eda’ya tekmeyi basıyor ve Melda’yı istemeye gidiyor fakat o da nesi? Eda, Melda’nın kardeşi çıkmasın mı? Böyle de yarrak gibi bir durum anca dizide olur! Neredeyse evlenecekler daha kardeşine sevgilisinin fotoğrafını göstermemiş Melda efendi, öyle bir dünya yok arkadaşlar, bu dizi böylece gözümden iyice düşüyor ama neyse ki entrikalı falan ya heyecanlı oluyor. Neyse Eda bunu görünce bayılıyor falan bilmem ne safi mallıklar…

    Bir süre sonra bilin bakalım ne oluyor tabii ki Eda hamile, zaten bir dizide de bir kere çakmayla hamile kalmasın bir kız, bir kere yaa ve bir kere de kürtaj mı yoksa doğurmak mı sorusuna “eeh sikerim lan baban doğursun bu ne yaa ben kesinlikle aldırıyorum” diye sesli düşünsün o kızlar. Neyse sonra olaylar karışıyor falan Harun bir anda Eda’ya aşık olduğunu anlıyor vay efendim aşkımızın peşinden gitmeliyiz tripleri… Kız salya sümük viyaklıyor ablam da ablam! O kadar önemliydi madem neden eniştenin fotoğrafını merak edip bir gün olsun bakmadın e be kunilin peydahladığı? Neyse bu Eda ve Melda’nın iki kardeşi daha var, biri çapkın çocuk ‘bir şey’, vallahi hatırlayamıyorum ismini ama ne yapayım, neyse bu ‘bir şey’ fena iki kızı aynı anda götürmeler falan… Bir diğer kardeş ise evli ve iki çocuk annesi Ferda, o da sayko bir herifle evli herif dövüyor falan klasik. Babasının yanına sığınma triplerinde, herif adamın tamirhanesini yakıyor bilmem ne…

    Neyse efendim bir de Tolga var, o da yıllar yılı bu bizim mini boy kaşar olan Eda’ya hasta, hamile olduğunu falan duyuyor hemen diyor nikahıma alayım, belki fırsattan istifade sevişiveririz. Eda atlıyor bu fikre, piç gibi kalcak yoka evladı bir de ablasının hayatını bozmak istemiyor falan yine ağlamalarda bir ton… Bu Tolga’yı da seven Seval diye bir kız var, fesat bir kız, Eda’yı kıskanıyor. Bu arada Tolga’nın annesi eski bir şarkıcı ve kanser. Ne alakası var demeyini alakası olmaz olur mu yaaaa?!? Neyse buna da zamanında Harun’un babası çakmış. Şimdi bakalım Tolga, Harun’la kardeş mi? Bu arada Harun, Eda’nın Tolga ile evlenmesine karşı falan çıkıyor bir ton gereksiz olay.

    Öff çok sıkıldım lan, devam ederim sonra şu an herkes şüphelenmeye başladı Eda ve Harun’dan çünkü gazeteye falan çıkmışlar, izlemedim ama içeriden kulağıma çalındığınca aydınlatayım istedim.

    Bu arada benim dileğim, Harun, Melda ve Eda ile grup yapsın sonra da gitsin Ferda ile evlensin bir yolunu bulup iki çocuğa Tolga baksın, Melda ölsün, Eda da ağlamaktan kör olsun, harbiden sıkıldım…

     
    • tantunigirl 11:56 on 24 Eki 2009 Kalıcı Bağlantı | Cevapla

      aramzda dizi yapım yönetimden birileri varsa şimdiden özür dileyerek kocaman bi siktir çekiyorum kendilerine ve bu diziye.. manyak süper ötesi noktalara değinmişsin yazar kardeşim : p her neyse ,, ilk günden beri reklamını gördüğümde dahi ” ya bi siktirin gidin keh keh ” tepkisini en çok verdiğim Türk dizisi bu galiba.

      Len hadi tamam tüm entrikalara tamam, hepsine tamam, çaktıran iki kızın kardeş olmasına bile tamam da , ya ak nasıl ilk çakışta hamile kalmayı başarıyo bu kız ya !? Allan seeen biri açıklasın. Millet götünü yırtıyo çocuk yapmak için, -ıı göt mü dedim yok yok şaskdşaldka – neyse efendim bunlar bir gece birlikte oluyor. zırt mide bulantılar ay ben hamileyim galibaları. ne kadar verimli tarlaymış ak ya aşsldkşaldşa ! geberip gitsinler kurtulalım gayri hepten şalskdşalkdşa

    • Jilet Yiyen Kız 10:01 on 26 Eki 2009 Kalıcı Bağlantı | Cevapla

      skdasldjaslkdsa. sağol kardeşim.

      isşadls

    • hikaye 13:26 on 07 Haz 2010 Kalıcı Bağlantı | Cevapla

      unutulmaz

  • Jilet Yiyen Kız 19:27 on 21 Oct 2009 Kalıcı Bağlantı | Cevapla
    Tags: aşk, bilgelik hikayeleri, cinsellik, , , erotizm, felsefe, filozof, , , , komik videolar, Nil nehri, para, pastalar, , , sırtlan, sırtlanın çok çirkin olması, timsah, , şahin k   

    Yazı Yazabiliyor Olmam Ama Pek Bir Şey Yazmamam 

    Merhaba,

    kısa keseceğim çünkü ilk yazı olayı tırt bir şey benim gözümde ne yazarsam yazayım son derece skimsonik gelecektir o yüzden ben de bir yerden araklama yapıyorum yüksek müsadenizle. Bilgelik hikayeleri nedir bilir misiniz? Böyle felsefe şekli falan. Çok da önemli değil, ben şu hikayeye bayılırım, siz de okuyup kendinize bir ders çıkarınız. Lütfen ya!.. Şaka lan şaka banane çıkarmassanız çıkarmayın çok umrumda sanki.


    “Gözyaşları ve Kahkaha”
    Suların yükseldiği sırada Nil kıyısında bir sırtlan ile bir timsah karşılaştılar; durup selamladılar birbirlerini.

    Sırtlan konuştu ve dedi,: “Günleriniz nasıl geçiyor, Efendim?”

    Ve timsah cevapladı: “Kötü geçiyor, gün oluyor acılarım ve hüznüm içinde ağlıyorum ve yaratıklar diyorlar ki:  ‘Bunlar yalnızca timsah gözyaşları.'”

    Ve sırtlan dedi: “Acınız ve hüznünüzden söz ediyorsunuz; ama bir an için beni düşünün. Dünyanın güzelliğine, harikalarına, mucizelerine bakıyorum ve salt bir sevinçle, günün güldüğü gibi gülüyorum. Ve ormanın insanları diyorlar ki: “Bu yalnızca bir sırtlan gülüşü.”

    İşte böyle sevgili dostlarım bu hikayeyi okudukça ulan acaba anlamadığım bir şeyler mi var diyorum her defasında, umarım siz anlarsınız. Ben anladım gibi bir şey. Anladım anladım.



     
c
Compose new post
j
Next post/Next comment
k
Previous post/Previous comment
r
Cevapla
e
Düzenle
o
Show/Hide comments
t
En üste git
l
Go to login
h
Show/Hide help
shift + esc
Vazgeç