Tagged: yemek tarifleri Toggle Comment Threads | Tuş takımı kısayolları

  • Jilet Yiyen Kız 22:46 on 25 Oct 2009 Kalıcı Bağlantı | Cevapla
    Tags: adam, ah, alexander rybak, asker hikayeleri, aşk hikayeleri, çok, barrack obama, büyük, , bir, düm tek tek, derdi, , eurovision, fairytale, futbol, gebelik testi, haberler, hamilelik, , kaka, keder, komik hikayeler, magazin, olan, selami şahin, yemek tarifleri, yiğit özgür   

    Çok Büyük Bir Derdi Olan Adam #1 

    Çok büyük bir derdi olan adam o sabah yatağından çıkıp da şöyle bir dışarıya göz attığında bir anda kederlenivermişti, aklından önceki gece yaşadığı tüm o şeyler geçti ve ufka daldı… Melankoli, hüzün falan. Sonra kahvaltı için Köşem Dürüm’den 2 Adana söyledi, bol acılı, Adanalar gelince hemen yedi ve ayran içti.

    Telefon acı acı çaldı. Yok yok acı değil normal bir şekilde çaldı beybiboy yu sıtey on may mayynd fulfil may fenteziii şeklinde sözlere sahip melodi kulaklarını doldururken, telefonu yanıtladı. Dün gece barda tanıştığı esmer hatun Kimbırli arıyordu, hemen doğruldu, Kimbırli onu evine davet etmişti.

    Çok büyük bir derdi olan adam Kimbırli’ye gidip kendisi için hazırlanan kahvaltı sofrasını görünce şaşırdı, yiyemezdi çünkü çok büyük bir derdi vardı, ürperdi, Kim, ısrar etti , elleriyle yedirdi adamı… Ve işte tam o anda çok büyük bir derdi olan adamın bağırsaklarında dalgalanmalar başladı, işte geliyordu, ürperdi, zaten adam sürekli ürperiyor idi. Kimbırli’nin uzattığı sigarayı içmeye başlamasıyla bağırsaklar daha hızlı dalgalanır olmuştu, kıçını içeri doğru büküp duruyordu, uca gelmesin kaka, aman pırtlamayayım diye; fakat sigaradan çektiği her nefes, kendini sıkmaktan terleyen alnında bir damlacık oluyordu.

    Kimbırli, sıcak oldu ben üstümü değiştireyim, diyerek odasına yöneldi, az sonra olacaklar aşikardı: pompiş… Ama tam öncesinde bu olmamalıydı… Yine kederlendi adam ve göz ucuyla koridora baktı, sonra kalktı, başka çaresi yoktu. Tuvalete girdi ve bütün ihtişamıyla çıkarttı o bağırsak düşmanı melun kakayı… Tam da beklediği gibi sifonu çektiği halde gitmedi kaka, öylece durup durdu suyun içinde, öyle mağrur, öyle asi, öyle müşkülpesentti ki… Adam biliyordu ne yaparsa yapsın gitmeyecekti oradan; çünkü hep böyle yapıyordu, o kadar kalındı ki parçalara bölünmeden gitmesi her defasında dünyanın en zor işi oluyordu…

    İşte yine süt gibi, cillop gibi hatunu, kırmızı seksi geceliğiyle (yani tam da görememişti ama muhtemelen öyledir, genelde öyle olurdu) odasında ve sevgili kakasını da tuvalette bırakıp hızla uzaklaştı, çok büyük bir derdi olan adamın derdinin dermanı asla bulunamayacaktı, bilimadamlarına telefon etmesi gerektiğini düşündü ve bir taksiye atladı…

    Reklamlar
     
    • çok büyük bir derdi olan adamın derdi 02:28 on 26 Eki 2009 Kalıcı Bağlantı | Cevapla

      bir ‘yığın’ gibi hareket eden kitlelerde oluyor bu muhalifleşmeler. ama oluyor diyip de geçecek değilim. gayet basit, yoz, hiç bir derdi ve içeriği olmayan salt ironi ile hareket eden ve misal devrimden ziyade devirmekten bahseden bir konumlanış; ucuz, pespaye bir şey bu. siyasetinden edebiyatına kadar her alanda da var. işte neblim aynı tarz kalıplar inşaa ediliyor, benzer meta-laştırıcı ögeler kullanılıyor falan… burada muhalif, düzenin ya da düzenli olanın eleştirisinde takıntılı hale mi geliyor acaba? yani varolan ile arasındaki ilişkiye mahreçli olan özündeki o duruşu, kontr havaya fazla kapılmasına mı neden oluyor? benim fikrim evet yönünde: derdini anlatış şekli; sesinin çıkmayışına, kendi X’inin varlık sahasında belirmeyişine biraz da muhalefetteki düşünceye benzer “ezilmiş bir varoluşla” ironi yüklü istihzanın gölgesinde dövüşmesine, dolayısıyla da kaçınılmaz bir şekilde içeriğin(?) kaybolmasına sebep oluyor sanki.

      bu tarz eleştiriden nasıl bir kuramsal, fikirsel muhteva bekliyorsunuz merak ediyorum. hayır yaptğınız eleştiri bağlamı da yok ediyor. yani bunu bir fikre, tarza ne bileyim usluba, akıma istinaden yazıyor çiziyor veya söylüyorsunuz da siz isnad ettiğinize karşılık tam olarak ne söylemiş oluyorsunuz? bağlam nereye götürüyor bizi? onu da diyin ben de rahat ediyim.

    • çiçek 07:10 on 26 Eki 2009 Kalıcı Bağlantı | Cevapla

      ilginç

    • Jilet Yiyen Kız 09:59 on 26 Eki 2009 Kalıcı Bağlantı | Cevapla

      sadşkjaskdhaskdhsauhdaw9pueukshcmzhxjhcbzx, ulan iyi güldüm yaaa. sajdlskajdsakjdsadjsadjasldkjasknxczömnczxnczxmnc.
      siktir lan.lsdkmlasjmnzcbz

    • çok büyük bir derdi olan adamın derdi 11:22 on 26 Eki 2009 Kalıcı Bağlantı | Cevapla

      tartışırken pek sevdiğim bir yöntem değildir o yaptığın şey. ama yine de iştirak edeceğim için kusra bakmasın kimse.

      şimdi, itiraz esnasında tahkir ederken en azından bir içerik ortaya konulur, bir temel sunulur. o yazıyı okuduktan sonra böyle bir beklentiye de girmedim, yani şaşırtmadın beni zaten. ama ama tutarlı olmak da bir erdemdir di mi? sdflkjsdf bağlamsız hayatını sikeyim.

      ama şu var…sanırım ne yaptığını bilmiyorsun. ya da yazdığın şeye dair en ufak bir beklentin yok ki temas edebileceği noktalar hakkında bu kadar cahil olabiliyorsun. böyle bir şüphe de var içimde. şey diyorum yani bir şeyi düşünmek ile o şeyi düşündüğünü bilmek arasında hem fark vardır hem de fark yoktur. sadece birkaç nöron ateşlemesi kadar uzak veya yakınsındır bunlardan birine. şsdflkjsdf sorry.

      • sulhisaygili 15:09 on 26 Eki 2009 Kalıcı Bağlantı | Cevapla

        daha önce bu tarz yazıları ben de kaleme aldım asdfjasfd. yazdığım yazıya kendi yaptığım eleştiri “ya eğlendim ama sabaha kadar yazsam sonuçsuz kalacak” dedim ve kestim. sadece eğlendim, nöronlarıma antreman yaptırdım dedim. son dönemde yükselen trend bu, agresif eleştirellik -içinde küçümseme olanından-. tamam, bu yazı stili iyi bir antreman, vasati bir yazı stili.
        ayrıyeten bunu muhalif tavrın genel seyri olarak görmüyorum: muhalif tavır, muhalefet tarzı geçmişten günümüze artisleşme üzerine, bir aptal kültü yaratıp onun üzerine oynar. mesela örnek vereyim ikoncan’ların her hareketini eleştirip, ikoncan’ları aptal olarak gösteren, bunu yaparken de mizahı kullanan muhalefet, içerik olarak ikonların yaşayışını hor görür, fakat bunu mizahında detay olarak göstermez. en basit ifadeye yüklenir muhalefet “ikonlar aptaldır”. onların aptallıklarını içerik olarak sağlam bir mizahla da, içi boş mizahla da gösterebilir: adsfajadfa çünkü onlar aptaldır ve muhalefet bunu tartışmak zorunda değildir artık. aptallıkları bir kabuldür, bir başlangıç noktasıdır; bu kabulle ikonlara istediğin yerden vole çakabilirsin. sarışınlar örneğini de vereyim mi? asdfjasdfasfd. ya esasında eleştirdiğin şeyi anladım tam olarak da, kendi derdimi anlatamadım gibime geldi. garip hissiyatlar içindeyim.

    • çok büyük bir derdi olan adamın derdi 16:15 on 26 Eki 2009 Kalıcı Bağlantı | Cevapla

      bir efsane dolanır ya adı lazım değil bir ünlü hakkında. işte, bu ünlü ablamız ile erkeği sevişiyorlar. çok ateşliler. birbirlerine dair isteklerini arzularını ifade etmeye bedensel hareketleri yeterli olmamış olacak ablamız sevgilisinden sevişme esnasında kendisine küfretmesini istiyor. “küfret bana” diyor. adam şaşkın, afallıyor tabii. verdiği, verebildiği, verebileceği atraksiyonun etkisizliğine kafası takılmış olacak “ananı sikiyim” diyor. sdfşljfsdlksfd konu ile alakası yok ama kurabiliriz sanki sldfks ya da kursak iyi olurdu sdklfhjfsdkjhsdfsdffsdlkj

      sulhi’m saygılı’m önce sana kocaman bir eyvallah. jilet yiyen o enteresan karıdan sonra böyle bir cevap almak nispeten iyi geldi.

      öncelikle yorumumda muhalefetin genel olarak böyle bir seyri olduğunu söylemedim. daha çok bir arıza olarak söz ettim o “muhalefet” tavrından. nedir? işte merkez ya da anaakım bir şey vardır bu baskın olandır, popüler olandır, otoriter olandır vs. alanına göre bir sıfat bulunabilir ona. zamanla, post-modern zamanlar ile de gevşeyen uzamsal bir merkezcilikten ademi merkeziyetçi bir yönelime geçilmiştir. merkez çevresinde konumlanan çeşitli muhalifler bir nevi özerkleşerek kendi şeklini, içeriğini, çerçevesini oturtmuştur falan filan.

      ama bu devamlı “muhalif hal” kendisini sürekli olarak bir merkeze bağımlı kılar dolaylı yoldan da olsa. ve kendisini de oradan tanımlar. zira ürettiği tükettiği tek şey merkez, anaakım’dır. bundan bir yerleşik sonuç alamazsınız. egosantrik mastürbatif bir şeydir bu. ama bir o kadar da merkez dolayısıyla yasal olarak görülmezken kendi meşruiyetini de bulabilir. çok hızlı yayılıyor bir de bu tırttan tavır, durduramıyoruz. : ) jilet yiyen kız çapsızlığında olmasalar da daha bir şekilli karılar-herifler çıkıyor düşün. bunu da merkez karşıtlığı dolayısıyla daha özgürleşitrici bir alan olarak alıyorlar, öyle tanımlıyorlar. komik be abi. madem senin muhalifleşmen zoraki idi, bir zorunluktu ne oldu da şimdi onu özgürlük olarak lanse eder oldun? (jilet yiyen kızı konuşmaktan çoktan çıktık sanırım, atlamasın kendisi rica ediyorum) böyle bir tavırdan değişiklik değişim beklenebilir mi? kendisini merkezden tanımlayan ona mahkumdur, merkez değişir bunlar da değişir. seyyal bir karakter örgütlenmesi bu, sulhi’m saygılı’m. lütfen : ))

    • Bore 16:54 on 26 Eki 2009 Kalıcı Bağlantı | Cevapla

      wordpressi sansürleyen ttneti kışkışlarken wordpress te yazanı kışkışlamak paradoksundan sıyrılabilene aşk olsun!

  • Jilet Yiyen Kız 19:27 on 21 Oct 2009 Kalıcı Bağlantı | Cevapla
    Tags: aşk, bilgelik hikayeleri, cinsellik, , , erotizm, felsefe, filozof, , , , komik videolar, Nil nehri, para, pastalar, , , sırtlan, sırtlanın çok çirkin olması, timsah, yemek tarifleri, şahin k   

    Yazı Yazabiliyor Olmam Ama Pek Bir Şey Yazmamam 

    Merhaba,

    kısa keseceğim çünkü ilk yazı olayı tırt bir şey benim gözümde ne yazarsam yazayım son derece skimsonik gelecektir o yüzden ben de bir yerden araklama yapıyorum yüksek müsadenizle. Bilgelik hikayeleri nedir bilir misiniz? Böyle felsefe şekli falan. Çok da önemli değil, ben şu hikayeye bayılırım, siz de okuyup kendinize bir ders çıkarınız. Lütfen ya!.. Şaka lan şaka banane çıkarmassanız çıkarmayın çok umrumda sanki.


    “Gözyaşları ve Kahkaha”
    Suların yükseldiği sırada Nil kıyısında bir sırtlan ile bir timsah karşılaştılar; durup selamladılar birbirlerini.

    Sırtlan konuştu ve dedi,: “Günleriniz nasıl geçiyor, Efendim?”

    Ve timsah cevapladı: “Kötü geçiyor, gün oluyor acılarım ve hüznüm içinde ağlıyorum ve yaratıklar diyorlar ki:  ‘Bunlar yalnızca timsah gözyaşları.'”

    Ve sırtlan dedi: “Acınız ve hüznünüzden söz ediyorsunuz; ama bir an için beni düşünün. Dünyanın güzelliğine, harikalarına, mucizelerine bakıyorum ve salt bir sevinçle, günün güldüğü gibi gülüyorum. Ve ormanın insanları diyorlar ki: “Bu yalnızca bir sırtlan gülüşü.”

    İşte böyle sevgili dostlarım bu hikayeyi okudukça ulan acaba anlamadığım bir şeyler mi var diyorum her defasında, umarım siz anlarsınız. Ben anladım gibi bir şey. Anladım anladım.



     
c
Compose new post
j
Next post/Next comment
k
Previous post/Previous comment
r
Cevapla
e
Düzenle
o
Show/Hide comments
t
En üste git
l
Go to login
h
Show/Hide help
shift + esc
Vazgeç